|

Değerli konuklar, Saygıdeğer basın mensupları. Ülkemizde Kamu Çalışanlarının sendikal örgütlenmesi 80 li yılların sonunda başlamış ve 25 Haziran 2001 tarihinde yürürlüğe giren 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu ile yasal zemine kavuşmuştur. Kamu Çalışanlarının büyük umutlarla sendikalara üye olmaları sonucu çalışanların yüzde ellisi sendikalı olmayı tercih etmiştir.
Ancak, aradan geçen 7 yıl sonunda hala sendikalı çalışan sayısı yüzde elli olmasına rağmen, sendikalar beklenen etkinliği gösterememiş ve giderek güven kaybına uğramıştır. Kamu görevlileri yasaların verdiği ekonomik ve sosyal haklarını birer birer kaybetmişler, kamudaki ücret adaletsizliği alabildiğine artmış, atama, nakil ve görevde yükselmelerde keyfi uygulamalar rutin işler haline gelmiştir. Kamu çalışanları kendilerini ilgilendiren yaslardan ancak hak kaybına uğradıklarında haberdar olmakta, bilgi kirliliği sonucu çoğu zaman ne yapacağını dahi bilememektedir. Diğer taraftan, kamu görevlileri sendikaları çalışanların ihtiyaçları ve taleplerini takip edememekte, değişen ihtiyaçlara ve şartlara uygun olarak politikalarını ve kadrolarını yenileyememektedirler. Sendikalardaki demokratik mekanizmalar tıkanmış ve statükocu bir anlayış giderek hakim olmuştur. Sonuç olarak, sendika yöneticileri için koltuk dokunulmazlığı kazanılmış bir hak haline gelmiştir. KısacaSI, memur sendikacılığı alanında hem sendikaların yapısal sorunlarından hem de yasaların yetersizliğinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle memur sendikaları dernek benzeri bir görüntüden öteye gidememiştir. 7 yıldan beri kamu görevlileri sendikaları ile hükümetler arasında yapılan toplu görüşmelerde memurlar lehine hiçbir ciddi kazanım olmadığı gibi, toplu görüşmeler yer kapma ve poz verme yarışına dönüşmüştür. Özellikle masaya oturan sendikalar arasındaki siyasal ve ideolojik bakış açılarındaki farklılıktan dolayı memurun masadan da ümidi kesilmiştir. Sendikaların kamu çalışanlarının ortak hak ve çıkarları için birlikte hareket etme kültürünü ve özgüvenini geliştirmeyi denemeye dahi cesaret edememişlerdir. Bu nedenle , hak almayı bırakın hak aramak dahi bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Sayabileceğimiz daha pek çok nedenden dolayı kamu çalışanları kendilerine ait , demokratik, ideolojik ve siyasal amaçlardan uzak , samimi ve mütevazi bir yapının özlemini duymaktadır. Bu nedenle, diğer sendikal yapılardan tamamen farklı, evrensel sendikal ilkeleri benimsemiş, demokrasiyi içine sindiren, siyasal ve ideolojik referansları değil hizmeti esas alan genç ve dinamik bir kadro ile HAKSEN kurulmuştur. Bu oluşumun varlık sebebi kamu çalışanlarıdır. Haksen, genel başkan=üye , üye =genel başkan eşitliğini esas alan sözde değil özde demokratik bir yapıdır. Herkesin kendisini ifade edebildiği bir çatıdır. Merkeziyetçi yönetim anlayışından uzak yetki ve sorumlulukların paylaşıldığı demokratik ve dinamik bir yapıdır. Haksen kulaktan dolma kirlenmiş bilgilerle gündemi takip eden anlayış yerine araştıran ,öğrenen paylaşan ve yol gösteren bir anlayışın sahibidir. Haksen değişimin kaçınılmaz olduğu çağımızda önyargılı,ezberleyen,tekrarlayan ve kopyalayan bir yaklaşım yerine değişime açık ,aklın gereklerini ve toplumun ihtiyaçlarını bilen, önyargısız dinleyen,kavrayan ve çözen yaklaşımı esas almaktadır. Haksen kişilerin ve toplumların yaşam tarzlarını ve tercihlerini dizayn etmeye ve tek tip üyeler topluluğu oluşturmak yerine ,kişilerin tercihlerine saygılı ,farklılıkları zenginlik sayan özgür bireylerden oluşan üyeler topluluğunu amaçlamaktadır. Zaten bizleri ortak paydalarımız etrafında toplayan bilincin özeti de budur. Saygı değer dostlarım, biz nicelik sendikacılığı yapmıyoruz. Nitelikli ve evrensel sendikacılık yapmağa çalışıyoruz. Bu farkı muradımızı belli etmek için söylüyorum. Murat AKDİN HAKSEN KONFEDERASYONU ELAZIĞ İL TEMSİLCİSİ |